Çaresizlik; elin kolun bağlanması gibiymiş. Sanki avazın çıktığı kadar bağırıp da sesini kimseye duyuramamakmış. Yaşandığında ne yapacağını bilemezmiş insan ve yaşamadan asla bilemezmiş çaresizlik ne kadar zor…
Hayatımızın her anında elbet ki elimizden gelmeyen şeyler olacaktır. Yardım isteyebileceğimiz veya isteyemeyeceğimiz türlü zorluklar… Karar vermemek ve kaderin belirlediği sona hangi yoldan gideceğimizi bilememekle elbette karşılaşırız. Dünya döndükçe, zaman aktıkça ve nefes aldıkça sorun da olur, çözüm de. Doğru çözümü bulmak için çabalamaktır çaresizlik dönemi… Mantıklı olmak yardım eder insana, çözümü ararken. Artık duygular, düşünceler sadece saklanmak için var. Ya da çok kolay söylüyoruz, açıyoruz içimizi... Belki de bu yüzden inanç kalmadı saklı duygulara... Hangisiyse sizin rotanız o şekilde yardım eder mantığınıza. Bazense mantıklı veya duygusal olan hiçbir şeyin en güzelini daha yaşamamızsınızdır. Çareyi hep yaşadığımız anda aramışızdır.
Şu şiirde de dendiği gibi bazen hiç bilmeyiz;
En güzel deniz;
Henüz gidilmemiş olanıdır
En güzel çocuk;
Henüz büyümedi
En güzel günlerimiz;
Henüz yaşamadıklarımız
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz;
Henüz söylememiş olduğum sözdür…
NAZIM HİKMET RAN
Geçmişle tartışarak, geçmişi taşıyarak geldik hep günümüze. Kendimize değil, başkalarına güvenerek atıldık hayata, yeni projelere. Kader deyip geçtik seçtiğimiz yola. Yol değil sondur kader… Ya geçmişin ahı vahı ya da geleceğin tereddüdüyle çareye şıklar oluştururuz. En doğru şıkı seçerken yaşarız çaresizliği. Ya kimseyi dinlemediğimizden ya da herkesi dinlediğimizden dolayı yaşarız çaresizliği. Ya sadece kendimizi düşündüğümüzden ya da herkesi düşünmekten, fedakarlıktan dolayı başımıza gelir çaresizlik…
Ne kadar koşarsan koş uzaklaşmamak, kapkaranlıkken ortalık, görmeye çalışmak, bilmezken hiçbir şeyi konuşmaya çalışmak, unutmuşken her şeyi hatırlamayla uğraşmak, kalabalıktayken yalnız kalmak ve her yalnız kalındığında ağlamaya başvurmaktır çaresizlik… Medet ararken hataya düşeriz, telaş yaparız çünkü boş yere. Toparlamak kolaydır bazen ipin ucu kaçmadıysa, toparlayamadıysak yanlış yoldan gittiğimizi zaten anlamış oluruz. Kabuğumuza çekilerek yaşıyorsak hayatı, hatalar kendimizi bağlar sadece. Ama hayatımızı birileriyle paylaşıyorsak, kendinden pay vermeli insan, ama asla kendini sömürtmeden... Hatalar o zaman başkalarını da etkiler. Bunlar kötü anılardır çoğu zaman. Ve kötü anılar belki daha güzel şeylere sebep olur ya da tam tersi yaşanır. Sonucunda ne olacağını bilemeyiz yaşananlar ve taşıyamadığımız yükleri yüklendiğimizi düşünürüz. Yürümeye, yol kat etmeye çalışırız; ya sırtımızdaki yükle ya da kalbimizdeki yükle. Aslında her şey beynimizde, düşüncemizde var olmaktadır. Duyguları da, mantığı da kontrol eden beynimiz… İşte bu yüzden sadece kendimizdir tek çaremiz.
Elinizden tutanın olmadığını düşündüğünüzde, uçurum kenarında beklediğinize inandığınızda, bataklıktaymış gibi çırpındığınızda, hayatta hiçbir şeyden zevk almadığınızı hissettiğinizde ve önünüzü görmeden yürüdüğünüzü kabullendiğinizde unutmayın; çaresizseniz çare sizsiniz…