23 Kasım 2011 Çarşamba günü, bir saat gecikme ile ilimiz Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda saat 15.00'de “Türkiye'de Deprem Gerçeği ve Kırşehir'in Durumu” konulu bir konferans sunumu vardı. Sunumu, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. Lütfi Nazik yaptı.
Öğrenci dolmuşları ile gittim konferansa. Sunumun gecikmesi nedeni ile üniversite yerleşkesine uzaktan bir göz attım. Umarım, Kızılırmak havzasına kadar uzatılır yerleşke. İşte o zaman imrenilesi bir yerleşke olur. Binalarının deprem güvenilirliğini bilemem, ama görüntüleri fena değil. Tuvaletler güzel ve pisuarlar arızalanmamış ve faal. Umarım devre dışı bırakılmaz...
Nazik Hoca blok halinde yaklaşık bir buçuk saatte bilgilerini bize nazikçe lütfetti. Kendisine böylesi bir konuda duyarlılık gösterip bizi bilgilendirdiği için teşekkür ederim. Ayaküstü tanışma fırsatı da bulduğum Lütfi Nazik Beyefendi’den şehrimiz gerektiği gibi yararlanır umarım. Marmara depreminin de tanıklarından Nazik Hoca'mdan birçok kurumun öğreneceği çok bilgi var sanıyorum.
Termal suların bol olduğu ilimizde depremin kaçınılmaz olduğunu öğrendik. Şehrimizin ve hatta ülkemizin % 92 deprem riski altında olduğunu gördük. İlimiz Kırşehir'in tampon bir yer olduğu, Kırşehir Masifi adıyla anıldığı ve beklenen bir depremin yüzeye yakın yerden olabileceğini ve bununda 5 ve üstü depremlerde çok yıkıcı olabileceğini anladık. (Müteahhitlerimize ve izin veren kurumlara duyurulur...)
Konferans günler öncesinden duyurulmasına karşın İMO Kırşehir Temsilcisi Haluk Türedi vardı yanımda. Daire amirleri vardı. Valimiz Mehmet Ufuk Erden vardı. Yerel yönetim yetkililerimiz var mıydı bilmiyorum. Yüklenici yapsatçı inşaat firmalarından kişi veya yetkililer var mıydı bilemiyorum. İlgi ile izlenen konferansta bolca öğrenci ve öğretim üyelerimiz vardı. Sunum sonrası bir kaç öğrenci ile de tanışma fırsatı buldum. Müteahhitlerden kimseyi görmedim. İki televizyon kanalımız da baştan sona sunumu kaydettiler.
Konferans bitiminde sunucu arkadaşımız, konferansımız burada sona erdi dedi ve o sırada Nazik Hoca, belki sorular vardır dedi. Hemen elimi kaldırarak söz istedim. Benden sonra başka bir izleyici Kırşehir depreminin olabilecek yılını sordu ve tahmin etti. Ben sunum sırasında hazırladığım üç suali elime mikrofon alarak yazdığım şekliyle okudum. Sual 1: Hareketli levhalar ve faylar üzerinde yer ülkemizde nükleer santrallerin yapılmasını olumluyor musunuz? Sual 2: Olası bir Kırşehir çöküntü depreminde eski ve 99 yılı sonrası yapılmış yeni binalarımız ayakta kalır mı? Sual 3: “Bize plan değil, pilav lazım” mantığı ülke baştan aşağı talan olunca mı değişecek?
Lütfi Nazik Hoca, yüksek teknoloji kullanılarak, depreme dayanıklı santrallerin inşa edilebileceğini; kendisinin şehrimizde henüz yeni olduğunu, tam durumu bilmediğini, binaların güçlendirilmesi gerektiğini; deprem konusunda hiç kimsenin üç maymunu oynamaması gerektiğini ifade etti.
Konferansın tarihi (Van depreminin sıcaklığı), sunumu kadar sorduğum suallerinde önemli olduğu düşüncesiyle yerel kanallarımızın haberi, eğitim maksatlı, nasıl vereceği düşüncesiyle akşam ajanslarında izledim. Her ikisi de kısaca özet geçtiler. Bir tanesi son bölümü (sual-cevap) çekememiş. Bir tanesi de çektiği halde önemli görmemiş. Doğrudur, bakmak ve görmek aynı değildir...
Depremsiz günler dileklerimle...