'Hayatta her şey yalan, buna aşk da dahil' diyen Aragon için mutlu aşk yokken Mevlana, 'Aşksız olma ki ölü olmayasın, aşkla öl ki diri kalasın' der...
Dante, aşık olmanın acılarını katmerleştirmesinden yakınırken, Beethoven'in çektiği acıları yumuşatabilecek tek şey aşktır.
Evet, bugün 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel çok sayıda yazar ve şairin emeğiyle ortaya çıkan 'Dahiler ve Aşkları' adlı kitaptan biraz alıntı yaparak gündelik sorunların dışında aşkı işleyelim dedik...
2008 yılı Ağustos ayında “Ahi Ozanlar ve Gurbetçiler Şöleni' çerçevesinde düzenlenen “Dünden Bugüne Abdallar” konulu panele panelist olarak katılan bozkırın tezenesi Neşet Ertaş'ın türkülerine aşkını işlemesi ile ilgili sözler karşısında salonda bulunanlara, “Hanginiz aşık olmadınız? Dünyaya gelip de aşık olmadım diyen yalan söyler” dediği gibi...
Geçirdiği ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendiğimiz ve acil şifalar dilediğimiz Neşet Ertaş, genç yaşta aşık olur kendi aşiretinin “Gülbahar” adlı güzel kızına... Aşık olmanın ayıplandığı, saklılık, gizlilik günlerinde de “Gülbahar”ı saklayarak “Gülbahar”a; “Bahar geldi türlü çiçek açıldı/ Baharda gül, gül bahar da ne güzel/ Açıldı goncalar güller saçıldı/ Baharda gül, gül bahar da ne güzel” diye seslenir...
İşte aşk, insanlığın ilk zamanlarından felsefenin ve teknolojinin zirveye çıktığı çağlara kadar çözülememiş bir 'sır' olarak yanı başımızda durur hep. Fanilere bahşedilmiş bir lütuf mudur, yoksa şu dünyada oyalanması için insanın 'maruz' kaldığı bir sarhoşluk hali midir bilinmez.
Dahilerin aşka bakışı bir tarafa ustaların ustası, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş da, genç yaşta tanıştığı aşkı, aşık olduğu kıza böyle anlatmaya çalışmış...
Aşkın ne olduğu sorusuna kitaplar dolusu cevap
verilmiştir verilmesine de, insanoğlu için bir muamma oluşu bugün bile değişmemiş aşkın...
14 Şubat Sevgililer Günü’nde bizden de bugünlük yazı aşkı bu kadar...