Yüzyıllardır hakim olan Aristoteles akımından, hem de Kutsal Kitap'tan şüphe duyarak Ortaçağ'daki bilim anlayışında devrim yaratmış, 1614'te ilk mahkemesin-de görüşlerini yayması ve öğretmesi yasaklanmış, 1632'de yazdığı bir kitap nedeniyle yargılanması sonu-cu ömür boyu ev hapsine mahkum edilmiş, bu olaylar nedeniyle tarihte bilim ve din çatışmasının bir sembolü haline gelmiş, İtalyan fizikçi, matematikçi, gökbilimci ve filozof Galileo, dünyanın yuvarlak olduğunu ve kendi etrafında döndüğünü ileri sürdüğü için, tutucu ve tutuklayıcı engizisyon mahkemesinde yargılanır...
İleri sürdüğü gerçeği geri alırsa serbest bırakılacak, fakat görüşünde diretirse yakılarak öldürülecektir. Çaresiz kalan Galileo sözlerini geri almak zorunda kalmış ve ölüm cezasından kurtulmuş, serbest bırakılmıştı.
Can dostu yardımcısı, büyük bir üzüntüyle hocasını, “Yazıklar olsun bir kahramanı bile olmayan ülkeye” sözüyle karşılar... Can dostunun bu sözüne büyük düşünür şu karşılığı verdi:
“Yanlış söylüyorsun dostum, yazıklar olsun gerçeğin dile getirilmesi için bir kahraman arayan ülkeye...”
Evet, aslında yüzyıllar öncesine dayanan bu yaşanmış olaydan günümüzde de ülkemiz ve dünya adına çıkartılacak çok şey var. Hani bizim toplumumuz-da da bir söz vardır, “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diye…
Galileo'nun gerçeğinde doğruları söylemek kusur görünse de, belki de asıl önemli olan söylemi duymak olmalıdır. Gerçi günümüz Türkiye’sinde gerçeği söylemek şöyle dursun düşünmek bile suç... Düşüncelerinizi bırakın yüksek selle dillendirmeyi beyninizden geçirirken bile dikkatli olmamız gereken bir süreçte yaşarken, ne diyelim gerçekten yazıklar olsun, gerçeğin dile getirilmesi için kahraman arayan ülkelere...