Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışarıdan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür.
Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.
Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı.
Adam çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar. Sonra nereden çıktığını fark edemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle... Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir...
Japonya'da yaşanmış ve gerçek bir hayat kesitinden alınmış bu olayda sevgi ne güzel anlatılmış değil mi?..
Peki hangimiz sevgiyi böyle fedakarca veriyoruz karşımızdakine? Hep kısasa kısas düşüncesi ile yaşamaya devam ediyoruz. “Bunu onun yanına bırakmam” sözü bile artık küçük çocukların dilinden düşmez hale geldi günümüzde. Yukarıdaki gibi böylesine büyük bir fedakarlık yapılmasını beklemek belki de biz insanların anatomisine aykırıdır. Ama karşılık beklemeden yapılan her şeyin bir gün bize geri dönüp geleceğini unutmayalım...
10 yıl değilse bile bir gün sevdiklerimiz için karşılık beklemeden bir şeyler yapalım. Sevgi hiçbir zaman kaybetmez... Fedakarca yaşamaya başlamak için hiç de geç değil, sadece sevgide değil, hele ki küresel ısınma tehdidi altındaki dünyamız için her şeyden biraz fedakarlık bize ve geleceğimize çok şey kazandırır aslında...