Adı gibi "Kır" olan "Şehir"imizin hani en göze çarpan sıkıntılı özelliği ne desek "yazın tozu, kışın çamuru" diyenimiz çoğunlukta olur. Velhasıl yazın toz, kışın çamur deryasıyla meşhur şirin ilimiz Kırşehir'de bazı bildik manzaralar vardır hani hiç akıldan çıkmaz.
Örnek mi? Dün gökten düşen rahmetten sonra cadde ve sokaklardaki taşkının su mazgallarını tıkaması sonrası yaşanan o rezil rüsva halimiz gibi... Mazgalların tıkanması dedik aslında tıkanması değil de yolun eğimine göre havada kalması. Yani sel sularının mazgalın sağından-solundan salına salına gitmesi ve karşıdan karşıya geçmek isteyenlerin bu yüzden yollarda oluşan göletlerin içine girmek zorunda kalması…
Dahası mı? Özelleşmesi sonrasında iyice ayyuka çıkan ve hafif bir rüzgar esintisinde dahi elektriklerin zırt pırt kesilmesi gibi... Birçok ara sokak ve kenar mahallelerde yolların bozukluğunun yanında özellikle Bağbaşı tarafındaki doğalgaz çalışmasıyla çamur deryasına dönen yollar gibi.
Daha daha neler var aslında da bu satırlara sığmaz taşar, ama yağışlı havanın oldukça etkili olacağı bildirilirken, ülkenin bazı bölgelerinde sel baskınları halkı perişan ederken, biz birkaç damla rahmetle dahi perişan oluyoruz… Allah'a şükürler olsun ilimiz henüz sel felaketiyle denenmedi ancak taşkın su mazgallarının yolun eğimine göre ne hikmetse havada kalması dolayısıyla seli aratmaması vatandaşı çileden çıkartıyor. Sabah erken saatlerinde sokağa çıkan birçok vatandaş karşıdan karşıya geçişlerde özellikle taşkın su mazgallarının etrafından dolaşarak salına salına gelen sel suyundan nasibini almak zorunda kaldı…
Ne diyelim Allah'ın rahmetinden elbette sual sorulmaz, ama ilin yöneticilerinin bize reva gördüğü bu manzaralara sual sorulsa gerek...