Kırşehir Şeker Fabrikası ile birlikte 10 şeker fabrikasının ihale şartnamesinde üretimin devamlılığının garanti altına alınmadığı gerekçesiyle Danıştay 13'üncü Dairesi'ne yürütmenin durdurulması için açtığı davada Şeker özelleştirmesine vize çıkarken, iddialara göre Kırşehir Şeker Fabrikası'ndan arıtılmadan akan sular Kızılırmak'ı kirletiyor ve doğaya, canlılara zarar veriyor...
Kırşehir Şeker Fabrikası'nın yaklaşık 8 milyonluk yatırımla modern bir şekilde inşa edilen ve Türkiye'deki şeker fabrikalarının içerisinde 7'nci arıtma tesisi olma özelliğine sahip Atıksu Arıtma Tesisi'ni tam kapasite çalıştırmayarak atık suların Kızılırmak'a boşaltılmasına anlam vermek gerçekten güç...
Gerçi İl Koordinasyon Kurulu toplantısında da gündeme gelen konu üzerine söz alan Fabrika Müdürü Halit Ziya Demircioğlu, fabrika atık sularının Kızılırmak'a akmasından kendilerinin de rahatsızlık duyduklarını ve borularda meydana gelen çatlamalardan dolayı suların ırmağa aktığını ve sorunun en kısa sürede çözüleceğini söyledi...
Kırşehir ekonomisinde önemli bir yeri olan Şeker Fabrikası elimizden alındı alınmasına da her ne olursa olsun çevreye duyarsız kalması beklenemez. Çünkü hızla artan nüfus, plansız kentleşme ve sanayileşme nedeniyle artık dünyamızda en önemli sorunların başında çevre kirliliği gelmektedir. Halbuki üzerinde yaşadığımız dünya bizlere atalarımızdan kalan bir miras değil, gelecek nesillere devredeceğimiz bir emanettir. Başka bir Türkiye, başka bir Kırşehir olmadığına göre bu emaneti korumak hepimizin ortak görevidir.
Bu anlayışla, Kırşehir Şeker Fabrikası'nın özellikle Kızılırmak ve Hirfanlı Baraj Gölü'nü kirleten atıklarını önlemek amacıyla yapımına 2003 yılında başlanan ve Aralık 2006'da faaliyete geçirilen Atıksu Arıtma Tesisi'ni iddialara göre kullanmama veya tam kapasite devreye almama lüksünü anlamak mümkün mü?